Diş Hekimi İlker Erdoğan

Diş Hekimi İlker Erdoğan

[email protected]

Tel tedavisindeki yenilikler 

Günümüzde güzel bir gülümsemeye, sağlıklı ve düzgün dizilmiş dişlere sahip olmak her yaştaki kişinin ilgisini çeker. Hatta hemen herkes böyle bir beklenti içindedir ve en uygun yöntemle kendisine bir çözüm önerilmesini bekler. Zaten ortodontinin temel amacı da; hem fonksiyonel, hem de estetik yetersizliklerin düzeltilmesi, kişiye sahip olacağı yüz hatlarıyla uyumlu, en doğal ve güzel gülümsemenin kazandırılmasıdır. 

Ortodondiste başvuran hasta, klinik muayene ve radyografik değerlendirmeleri takiben uygulanacak ortodontik yaklaşımla ilgili olarak bilgilendirilir. Tedavi protokolü oluşturulurken de hastanın yaşı, büyüme gelişim döneminde ya da yetişkin olması durumu dikkate alınır. Ortodontik tedavi mekanikleri de hastanın büyüme-gelişme döneminde ya da erişkin olmasına bağlı olarak farklı prensipler içerir. Gelişme çağında olan kişinin kemik yapısında bir düzensizlik söz konusu ise yani iskeletsel bir problem mevcut ise; bu problemin özellikleri dikkate alınarak hastanın fonksiyonel tedavi süreci planlanır. Burada hedef, ergenlik çağını geçirmeden doğru büyüme-gelişim paterninin oluşturulması ve çevre dokuların uyumunu sağlamaktır. Aksi halde geç kalındığında yani erken dönemde tedavi edilmediğinde ise 18-22 yaşından sonra (bireyin büyüme gelişimi tamamlandıktan sonra) uygulanacak cerrahi operasyonların da ortodontik tedaviye eklenmesi gerekir. Kimi zaman da iskeletsel ortodontik bozukluğun taşıdığı spesifik özellikler nedeniyle zaten tedavi için büyüme ve gelişim döneminin tamamlanması gerekir. Bu gibi durumlar söz konusu olduğunda interner disipliner  bir tedavi protokolü geçerli olur. Ortodontik hazırlığı takiben maksillofasyal cerrahi uygulamalarının da tedavi protokolüne eklenmesi gerekir. 

Oysa mevcut durumda iskeletsel bozukluk mevcut değil ve sadece dental problem saptanmış ise kişiyi kaç yaşında olursa olsun, standart ortodontik tedavi yaklaşımlarıyla her yaşta tedavi etmek mümkündür. Bireyin yaşına ve beklentilerine göre uygun araç seçilerek tedavi gerçekleştirilir. Yaş büyüdükçe artan estetik kaygılar dikkate alınarak daha az belli olan estetik braketler, şeffaf plaklar tercih edilir.

Erişkinlere oranla çocuk hastalar için tedavi süreci, genellikle aynı yaş grubundaki arkadaşlarıyla eş döneme rastladığı için daha sıradan ve adeta büyüme sürecinin bir parçası gibi algılanabilir. Yetişkinler ortodontik tedavi sürecinden çocuk hastalarımıza oranla biraz daha endişelidir.

Bunda hem gecikmiş olmanın sıkıntısı, hem de çevrelerinde ortodontik tedavi gören erişkin hasta sayısının çocuklara oranla az olması etkilidir. Ancak giderek artan yetişkin hasta sayısı ülkemizde ortodontistlerin hasta yelpazesinde yüzde 40’larda bir oranı yakalamıştır. Ortodontik tedavi sürecinde hastayla çalışmanın avantajları da, erişkin hastayla çalışmanın avantajları da bu noktada ortaya konmalıdır. Erişkin hasta tedavi sürecini bilinçli olarak takip eder, Tedavi boyunca iyi bir kooperasyon sağlar, ağız bakımına ve randevulara uymaya özen gösterir.

Erişkin ortodontik tedavi protokolü kullanılan ortodontik materyallar açısından da ciddi farklılık taşır. Erişkin bireyler iş dünyasının içindeki konumları veya sosyal çevresinin meraklı bakışlarını düşünerek olabildiğince az belli olan ortodontik araçlar kullanmak ister. Bu durumu dikkate alarak birkaç farklı yöntem sunulabilir. İlki estetik seramik braket uygulamasıdır ki, ancak çok dikkatli bakınca ve hastaya 1-1,5 m yaklaşıldığında görünür. Kırılgan olması ve söküm aşamasının daha fazla süre ve özene gereksinim göstermesi dezavantaj olarak algılanılsa da, renginin dişe uyumlu olması ve renk değiştirmemesi, tedavi sürecini uzatmaması, her türlü dişsel ve iskeletsel maloküzyon da kullanılabilir olması avantajıdır.

İkincisi, dişlerin arka yüzlerine uygulanan braket ve tellerdir ki lingual ortodonti olarak adlandırılır. Dilin kullanacağı alana doğru yerleştirilmiş olması, bu bölgedeki yumuşak dokuların hassasiyetıne ve yaralanmasına yol açsa da, görünmeme avantajıyla hastaların tolere edebilme ihtimalini artırır. Vakanın bu yönteme uygun olup olmadığı tedavinin başında  ortodondist tarafından belirlenir. 

Üçüncüsü ise  hastadan alınan detaylı ölçülere göre hazırlanan şeffaf plaklardır. Bu süreç genellikle 2 haftada bir değiştirilen bir dizi plaktan oluşur. Tedavi planının doğru yapılması ve elde edilecek değişikliklerin bilgisayarda planlanmasının ardından plaklar hazırlanır. Kontroller sırasında hekimin yapacağı hazırlıklar ve hastanın günde 22 saat civarında uygulamasıyla plakların sonuç vermesi söz konusudur. Hasta kooperasyonunun yüksek olması ve vakanın uygun olması başarıyı etkileyen faktörlerdir.