Ömer Özkaya

Ömer Özkaya

[email protected]

Kızıl Elma

ABD dünya sahnesine daha yeni yeni çıkarken, CIA Başkanı Allen Dulles’a gönderilen 5 Kasım 1954 tarihli bir rapordan: “Büyük güçlerden biri, diğer büyük devletlerin ekonomisini, askeriyesini ve iç politik gelişmelerini önemsemezse, küresel barış her zaman tehlikededir. Daha sorumlu olması gereken ve dünyada ne olup bittiğini bilmesi gereken ABD’dir.” 

Aynı yaklaşımı, ABD’den önceki süper güç İngiltere’de de görüyoruz. İngiliz İstihbarat Bakanlığı Müsteşarı Harold B. Nicolson, Haziran 1940’da, Hitler’in Amerikalı ünlü gazeteci Charmion Von Wiegand’a verdiği mülakata karşı cevabında şöyle konuşmuştu: “Dünya’nın emniyet ve şerefi bize, İngilizlere aittir.” (Yeni Sabah, 17 Haziran 1940, Sayfa 3) 

EŞSİZ BİR DAYANAK OLUYOR  

Bu yaklaşımı eski Türkler’de de görü-yoruz: “Türklerin İslam Dini’ni fazla bir güçlük çekmeden, seve seve kabul ettikleri muhakkaktır. Bu kolaylıkta onların Gök Tanrı dinleriyle İslamiyet arasında bir takım benzerliklerin bulunması da önemli rol oynamıştır. Türkler’in eskiden Tek Tanrı ile birlikte Cennet ve Cehennem’e inandıklarını biliyoruz. Üstelik İslam’ın Gaza ve Cihad’a verdiği önem, onların hayatlarına ve dünya görüşlerine de çok uygun düşüyordu. Türkler, dünyanın idaresinin Tanrı tarafından kendilerine ısmarlandığına inanırlardı. İslam’a girmekle onlar Allah’ın Askerleri oluyorlar, böylece ellerine hiç bir yerde bulamayacakları eşsiz bir dayanak geçirmiş oluyorlardı.” (Prof. Dr. Erol Güngör, Tarihte Türkler, Sayfa 68, Ötüken Yay. 1995) 

Milli Sanayiden mahrum memleketlere yabancı malları girdiği gibi, milli idealden mahrum vatanlara da tıpkı ithalat eşyası gibi ecnebi idealleri girer. 

İDEALSİZLİK İÇİNDE YETİŞTİLER 

İslamiyet’in kabulünden sonra tarihin o muazzam harikalarını meydana getirenler, dini ve milli iki idealden kuvvet almışlardı. Bunların gönüllerinde İslam’ın “Hak Yolunda Gaza” şuuruyla, Türk’ün “Kızıl Elma” dediği milli ideal, kaynaşıp birleşmişti. 

Asırlarca Türk idealini temsil ettikten sonra gerileme devirlerinde unutulup giden Kızıl Elma’nın yerine hiç bir şey konulmadı. Son 80 yılın nesilleri de “Ne bir karış toprak veririz, ne de bir karış toprak isteriz” gibi mevcudu “yeterli ideal” gösteren bir idealsizlik içinde yetiştirildi.

Bir takım yabancı ideolojilerinin tıpkı ithalat eşyası gibi ülkemize ve zihnimize kolayca girivermesinin sebebi işte budur. 

Bizi küresel yapan iki şey vardı: Gaza ve Kızılelma. Bunları terkettik ve küçüldük.