Ömer Özkaya

Ömer Özkaya

[email protected]

Ortak köken 

Japonya’nın Ankara Büyükelçisi Akio Miyajima, 3 Temmuz 2018 günü verdiği resepsiyonda yaptığı konuşmada “Türkiye ve Japonya iki devlet, tek yürektir” dedi. Acaba Türkler, Japonlar, Koreliler ve Çinliler, aynı kökene mi ait? Türk’ün Çinli’yle mücadelesi, aslında Türk’ün Türk’le mücadelesi midir? 

Kudüs ve çevresi, dünyada yaşamın ilk görüldüğü yer, dolayısıyla “ilk insan” ve “ilk bilgi”nin ev sahibi. 

“İlk insan”, “ilk bilgi”yle âlemi keşfetti. “İlk bilgi” başta hegemonlar olmak üzere bugün herkesin peşinde olduğu şey. “İlk bilgi”, Kudüs’ü, hedef haline getiriyor, bölgede bitmeyen savaşların ana sebebi bu. 

“İlk bilgi” insana, Yaratıcı tarafından verildi. İnsan bu bilgiyle ağır yüklerin altından kalkabildi. Eğer “İlk bilgi” olmasaydı insan bugünlere gelemezdi. İnsan “ilk bilgi” sayesinde kendini ve âlemi bildi. Dünyada yaşamın başlamasından bugüne, insanın kat ettiği ilerlemenin dinamosu “İlk bilgi” oldu. 

“İlk bilgi” insana “aklıma geldi” diye ifade edilen ilham yoluyla verildi. İlhamın dünyaya aktarımında Asya’nın -Tibet ve Vietnam gibi- bazı bölgeleri iletim anteni oldu. 

İnsan ustalıkla idare ettiği işleri, eğer ilham olmasaydı, uzun uğraşlarla dahi yürütemezdi. İlham, pek çok teknolojik gelişmenin ve icadın kaynağıdır. 

İlham, insanın ve de kendini gerçekleştirme yolunda özel çaba gösterenlerin yardımcısıdır. İnsan ilham sayesinde “insan olma” yolunda ciddi ilerlemeler kaydetti. “İnsan olma”, insanın “fabrika ayarları”na en yakın olma hâlidir. Filozofların, mucitlerin ve peygamberlerin hayatı incelendiğinde bu hâlin izleri görülecektir. Israr, sabır, ter, ihtirassız bir hayat, olabildiğince rafine bir yaşam, “insan olma”nın şartlarındandır. “İnsan olma”, insanın olabildiğince rafine yaşaması halinde mümkündür. 

Asya, ilhamın dünyaya dağıtımında rol sahibi ve halen de bu misyonu ifa ediyor. Olabildiğince daha fazla insan ilhamdan istifade edebilsin diye kapılarını da yukarıdaki şartlara riayet eden HERKESE açık tutuyor. Asya, Batı’nın teknolojik gelişmişliğinin de ilham kaynağı, ama bunda, Batılıların sonu gelmez merak, azim ve sabırlarının da büyük payı var. 

Asya insanı, Batı insanıyla kıyaslanırsa onun “fabrika ayarları”na daha yakın olduğu, onda doğal aklın daha güçlü olduğu görülecektir. Doğal akıl, Asya’nın sahip olduğu en değerli hazinedir. 

Doğal akıl, insanın ilk aklıdır. Yani orijinal, tahrif olmamış, ilk geldiği gibi ön sezgileri isabetli. Doğal aklın muhafazası için makul insan olmak şarttır. 

Asya insanlarında doğal aklın daha güçlü olması, hayata bakışları, yaşam şekilleri ve beslenme türleriyle irtibatlıdır. Asya’da Batılı manada bir şehirleşme de yaygın değil, tabiatla daha fazla iç içeler, dolayısıyla “ihtiyaç” olarak kabul ettikleri şeyler daha az. 

Sosyolog İbn-i Haldun’a göre de “İhtiyaçların çok oluşu arzuların fazla olmasına, arzuların fazla olması, kuvvetlenen arzuların ihtiras haline gelmesine, ihtiraslar da her çeşit kötülüğün ve haksızlığın ortaya çıkmasına sebep olmaktadır. Dağlarda, köylerde yaşayanlarda ihtiras yoktur denemez ama nihayet ihtiyaçları kadardır ve onların ihtiyaçları da azdır.” 

Eğer insanları doğal akıllarını muhafaza edebilirlerse Asya özellikle 2050’den sonra uzay sanayi, ulaşım teknolojileri, iletişim, uluslararası uzay taşımacılığı ve uydu teknolojileri alanında bir sıçrama yapabilir. 

Türkler, Çinliler, Japon ve Koreliler arasındaki “Ortak köken” iddiası incelenmelidir. Özellikle de uzak gelecek bakımından akrabalık bağlarının incelenmesinde yüksek fayda vardır. 

Ortak köken; ortak anlayışın, ortak anlayış; ortak geleceğin, ortak gelecek; uzun zamandır üzerinde çalışılan Uzak Asya ile ilişkilerin gelişmesini sağlayacaktır. Asya ülkeleri birliği ihtiyacı giderek artmaktadır.