Ömer Özkaya

Ömer Özkaya

omerozkaya@gunes.com

Üzerimize hesaplar

 

Kurt Koehler, Oluf Köllmann ve Wilhelm Eilers, Nisan 1934'te, Alman devleti için bir rapor hazırlar. Türk Dışişleri Bakanlığı Siyasi İstihbarat Şubesi bu raporu ele geçirir ve Ankara'ya ulaştırır. Raporda Mısır, Türkiye ve İran'da "ilmi ve kültürel çalışma" örtüsü altında nasıl derinleşileceği anlatılmaktadır. Aşağıdaki satırlar, Başbakanlık Arşivi'nde 030 10 231 558 9 No'lu dosyada tutulan 47 sayfalık bu rapordan alındı: 
"İngiltere, Rusya, Kuzey Amerika ve Fransa, dünyanın çeşitli bölgelerini, politik, ekonomik ve kültürel bakımdan kendi nüfuzu altına almaktadır. Böyle büyük nüfuz mıntıkalarının teşekkülü ve genişlemesi karşısında Almanya seyirci kalamaz. 
Almanya'nın, Alman nüfuzunu Ön Asya'ya sokmak yolunda en mühim istinat noktası ve hareket mevzii Türkiye'dir. 

Gazetelere para verelim

Ekonomik propaganda ve ekonomik genişleme faaliyetimiz, kültür propagandası ve kültürel genişleme ile birlikte aynı zamanda yapılmaz ise, manasız ve yarım bir hareket olur. Alman üniversitelerinde okumuş Yugoslav, Bulgar ve Türkler'in, ucuz propagandistlerimiz olduğunu isbata hacet var mıdır? 
Alman nüfuz mıntıkası olacak memleketlerin genç nesillerine Alman kültürü vermeye muvaffak olursak, uzun yıllar tahrip ve imha edilemeyecek bir eser yaratmış oluruz. Bu yolda pek çok vasıtalar vardır: Okullar, lisan kursları açmak, gazeteler çıkarmak ve mevcut gazetelere yardım etmek. 
Yabancı memleketlerden gelen talebeler, mensup oldukları milletlerin gelecekte önderleri olacaklarından dolayı bizim için kıymetlidirler. 

İlmi araştırma örtüsü 

Şimdi Almanya'da Türkiye için bir alim sınıfı yetiştirilmektedir ve bu sınıf ileride bütün Türk aydınlarına kendi damgasını vuracaktır. Bunların Almanya'yı tercih etmiş olması bir daha ele geçmez bir fırsattır. Türkiye, Doğu'nun kapısıdır. Doğu başkentlerinde Alman kültürünü yayma merkezleri kurulmalıdır. Gönderilecek ajanların resmi bir vazife ile geldikleri şüphesini uyandırmamak için, Alman kültürünü yaymakla görevli iş adamlarını, akademisyenleri ve teknisyenleri, ilmi araştırma örtüsü altında çalıştırmak daha doğru olur. 
Avrupa'daki düşmanımız Fransa, bütün dünyadaki düşmanımız ise İngiltere'dir. 
Bir öndere muhtaç olan Doğu, gözlerini Türkiye'ye çevirmiştir. Şu halde bu önderi kazanmak için elimizden gelen her şeyi yapmamız lazım gelmez mi?" 
Yine Başbakanlık arşivinde yeralan, Türkiye'nin Berlin Büyükelçisi'nin "Almanya'daki Talebemizin Hali" konulu Eylül 1940 tarihli raporuna göre de "Alman hükümeti, yurtdışından gelecek yüksek tahsil talebesini Alman aile hayatına alıştırmak üzere bir çok üniversite profesörlerine evlerinde talebe misafir odaları açtırdı." 
Yurtdışında okuyan talebelerimiz ve ülkemiz üzerine yabancı emellerine dair anlaşılmayan bir husus kaldı mı?