Dünyada örneği yok! Türk SİHA'ları öncü olacak

Dünya Haberleri

| AA

Kaynak: AA

ABONE OL

Türkiye 1990'larda başladığı fakat o dönemin ekonomik koşulları ve siyasi iradenin bu alandaki tutumu nedeniyle hayat geçiremediği yerli ve milli savunma adımlarını bir bir atıyor. Dışa bağımlılığı azaltan sahada ve masada el güçlendiren bu hamleler aynı zamanda mali yükü de azaltıyor. Türk SİHA'larının bu konuda rol-model olabileceğinin altını çizen uzmanlar, diğer ürünlerin maliyetinin de zamanla azalacağı görüşünde...

Türkiye'nin savunma sanayii projelerinin büyük çoğunluğu aslında 1990'lı yıllarda ortaya konsa da o dönemin ekonomik koşulları ve siyasi iradenin bu alandaki tutumu ihtiyaç duyulan ürünlerin dışarıdan temin edilmesi noktasında bir yaklaşım doğurdu.

2000'li yıllarla birlikte Ankara bu stratejisinde değişikliğe gitti ve maliyet açısından çok daha yüksek bedellere neden olsa da kendi projelerini kendi üretme konusunda kararlılık gösterdi. Bugün gelinen noktada, yerli ve milli savunma sanayiinin geldiği seviyede bu değişiklik önemli bir kırılmayı beraberinde getirdi.

MALİYETLERİ DÜŞÜRMEK MÜMKÜN MÜ?

Kısa, orta ve uzun vadedeki ihtiyaçları için bir planlama yapan ve bu yol haritasına göre ilerleyen Türkiye'nin bugün yanıt aradığı başka sorular da var... Bunlardan biri de yerli ve milli savunma sanayii ürünlerinde maliyetlerin düşürülüp düşürülemeyeceği konusu.

TRT Haber, Savunma Sanayii Araştırmacısı Kadir Doğan ile bu durumu konuştu. Doğan, sürecin detaylarına girmeden önce savunma sanayii projelerinin üretim süreçlerine dair genel bir çerçeve çizdi.

UZUN SÜRELİ VE YÜKSEK MALİYETLİ İŞLER

Savunma sanayi projeleri doğaları gereği çok uzun süren, yüksek maliyetli, genel olarak bilinenin aksine düşük kar marjlı işler olduğu bilgisiyle başlıyor Kadir Doğan süreci tarif etmeye.

Son yıllarda ülkemizin de içinde bulunduğu çok sayıda ülkenin 'maliyet-etkin çözümler' konusuna eğildiğini anlatıyor. Peki ne demek maliyet-etkin çözümler? Kısıtlı olan savunma bütçelerini en verimli şekilde kullanarak öncelikli ihtiyaçları gidermek, kalan kısıtlı bütçeyle de geleceğe yönelik AR-GE çalışmalarına yatırım yapmak şeklinde tanımlamak mümkün...

GELİŞTİRME SÜRECİ ÖNEMLİ BİR GİDER KALEMİ

Kadir Doğan, bütçeyi oluşturan temel kalemleri sıralıyor ve geliştirme safhalarının ürünlerin maliyetlerini etkileyen birinci kısım olduğunu söylüyor. Ne kadar hızlı ve etkin bir geliştirme süreci ortaya koyuluyorsa, o kadar düşük tekrarlanmayan mühendislik maliyetleri ortaya çıkıyor. Dolayısıyla ürünün maliyetleri azalıyor.

GELİŞİM SÜRECİNİ KİTLE ÜRETİMİ İZLİYOR

Doğan'ın anlattıklarına göre geliştirme sürecini kitle üretim süreci izliyor... Doğru bir lojistik planlama, doğru tedarikçi seçimleri, test maliyetlerinin düşürülmesi gibi etkenler ile teorik olarak maliyet-etkin bir ürün ortaya konabiliyor.

"Projelerde yaşanacak konfigürasyonların ve risklerin doğru yönetilmesi oldukça zor konular bu kısımda karşımıza çıkıyor" diyen Kadir Doğan, sürecin bir zincir gibi birbirine bağlı olduğuna dikkat çekiyor.

TÜRKİYE UZUN VADEDE MALİYETLERİ DÜŞÜRECEK

Kadir Doğan, Türkiye'nin böyle bir ortamda maliyetleri düşürmesinin ne kadar mümkün olduğuna ilişkin soruya şu cevabı verdi:

Bir savunma ürününde maliyetleri ikiye ayırabiliriz. Birincisi tekrarlanmayan maliyetler. Bunlar içerisinde tekrarlanmayan mühendislik maliyetleri ilk sırada geliyor. Yani projenin araştırma ve üretim geliştirme maliyetleri, patent ücretleri, altyapı kurulumu gibi gider kalemleri... Buradaki maliyetler ürünün genelde geliştirme aşamalarında karşılaşılan, kaçınması çok kolay olmayan, genelde tek seferlik veya birkaç seferlik maliyetler.

Dünyada genel kanı bu süreçlerin doğru bir şekilde uygulandığı takdirde uzun vadede maliyetlerin düşeceği ve sürdürülebilir bir yapı kurulacağıdır. Türkiye, sistem mühendisliği süreçlerine kimi zaman bağlı kalmıyor, bu durumun birçok dezavantajı olsa da proje takvimini kısaltabiliyor. Dolayısıyla bu da bize daha az maliyet olarak dönüyor.

Gelecek yıllarda bugünkü maliyetlerimiz daha da düşecek çünkü az önce bahsettiğimiz tekrarlanmayan maliyetler devreye girecek. Ayrıca her yeni üretim daha çok tecrübe ve dolayısıyla daha az hata payı anlamına gelecek. Hatanız azaldıkça maliyetiniz de aşağı yönlü bir hareket izleyecek. Çok sayıda üretimin bir diğer avantajı da girdi maliyetlerinizin azalması... Biliyorsunuz bir parçadan ne kadar çok alırsanız o kadar ucuza mal olur.

TESTLERİ TÜRKİYE'DE YAPABİLMEK BÜYÜK BİR ETKEN

Doğan, maliyetlerden bahsederken aslında pek de öne çıkmayan bir konuya dikkat çekiyor: Test süreçleri...

"Yurt dışında birçok savunma sanayii şirketi test süreçlerinde izin almak, alan bulmak veya ilgili diğer şartları sağlamak için ciddi problemler yaşıyor" diyen Doğan, "Devletimiz bu konularda diğer ülkelere kıyasla inanılmaz cömert. Bu da şirketlerimizin test süreç ve maliyetlerini azalttığı gibi ürünlerin geliştirme süreçlerini de kısaltıyor. Dolayısıyla maliyet de ciddi oranda azalıyor" şeklinde konuştu.

TÜRK SİHA'LARI ÖRNEK OLACAK

Türkiye'nin yerli ve milli SİHA'larının yabancı muadillerinden çok daha ucuz olduğunu biliyoruz. İşin performans boyutunda da rakiplerinden bırakın geri kalmayı, onların önünde oldukları da malum. Bu durumun diğer sistemlere örnek olup olmayacağını ilişkin soruya Doğan şu cevabı verdi:

Bir ürünün maliyetlerinin azaltılması hiç kolay olmayan, çok fazla etmene bağlı bir süreç. Nihayetinde sizi etkileyen etmenlerin hepsini çok iyi bir şekilde yönetmeniz şart. Bu açıdan bakıldığında özellikle S-İHA konusunda nasıl maliyet etkin ürün geliştirdiğimiz çok daha iyi anlaşılabiliyor.

Bu alanda ulaştığımız noktaya diğer ürünlerde de gelmek tabii ki mümkün. Türk SİHA'larının rol-model olacağı bir ekosistemden bahsedebiliriz. Ancak bunu söylerken her ürünün kendine has istekleri ve muhtemel sıkıntıları olabileceğini de göz ardı etmemek gerek.